24 Şubat 2014 Pazartesi

HAMİLELİK VE KEDİ

Beni tanıyanlar bilir hayvanları çok severim. Sokakta, evde nerede olursam olayım gördüğüm her hayvanı hırpalarcasına sever; özellikle sokak hayvanlarına maddi manevi elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
Evlenmeden önce oturduğumuz evde kedim vardı fakat ben evlenince Hakanla yaşadığımız evi benimseyemedi ve anneme geri vermek zorunda kaldık. Ben hayvansız bir eve en fazla 2 ay dayanabildim ve eski işyerimden bir arkadaşımın kedisinin yavrularından bir tanesini evlat edindik.
Ben hamile kaldığımı öğrendikten sonra her kafadan bir ses çıkmaya başladı. “Hamilelikte kedi zararlı, birine verin, tüyü bebeğe zarar verir, vs” diye bir sürü doktor türedi başımda. Biz de en doğrusunu yapıp doktorumuza sorduk ve hiçbir zararı olmayacağını öğrendik. Çünkü kedim Kaymak 1,5 yıldır bizimleydi ve bir kere bile dışarı çıkmamıştı, bütün aşıları da tamdı. Dişlerini bile fırçalamayı bilmeyen insanoğlunu hesaba katacak olursak da birçok insandan daha bile temizdi o. Tabi ki siz hamile kaldığınızı öğrendiğinizde evde hayvan besliyorsanız doktorunuza bunu danışmalısınız. Herkesin durumu birbirinden farklıdır.
Zaten evinde hayvan besleyenler bilir; o evin bir ferdidir. Sen evde yaşayan babanı kocanı komşuya tanıdığa veremeyeceğine göre; evde yaşayan hayvanına da bu muameleyi yapamazsın; yapmamalısın.
Tabi ki ben böyle ahkâm keserken kader ne yaparım da Eylül’e bu laflarını yediririm diye planlar yapmaya başlamıştı bile. Daha önce hiç başıma gelmeyen bir şey oldu ve ben bir sokak hayvanından deri mantarı kaptım. Ve bunu hamile kaldıktan sonra fark ettim; anladığımda ise o pis yaratık bacaklarımı ve kollarımı esir almıştı bile L
Abartmadan anlatmaya çalışacağım ama çok zor zamanlar geçirdim. Hiçbir kremi kullanamıyordum. Hamileliğin en önemli dönemi olan 1.trimesterdaydım. Bulaşır diye hiçbir yere çarşaf sermeden oturamıyordum.  İnsanlara dokunmaktan çekinir olmuştum. Tedavi olamadığım için de geçmek bilmiyordu. Derimin yanı sıra bu dönemde psikolojim de hasar görmüştü.
En büyük korkularımdan biri Kaymak’a bulaşmasıydı. Mantarın evimizde kısır bir döngüye girmesinden çok korkuyordum. Aynı odada bile duramıyordum kedimle. En sonunda Hakan ile oturup karar verdik; Kaymak ben bu hastalıktan kurtulup Türkiye’ye gelene kadar Hakan’ın kardeşinde kalacaktı; zaten Hakan da ben Amerika’ya gidince kardeşinde kalacağı için kedimiz yabancılık çekmeyecekti ben de Amerika’ya gidene kadar ne zaman istersem gidip görebilecektim; tabi sevmemek kaydıyla.
Bütün o söylenen sözlere inat Kaymak bana değil; ben Kaymak’a zararlı gelmiştim.
Sonuç olarak mantarım Prof. Dr. Burhan Aksakal sayesinde hamileliğimin 8.ayında ben Amerika’dayken yok oldu. Biz de Türkiye’ye döndükten kısa bir süre sonra kedimizi amcasının evinden geri aldık.
Evde bir hayvanla yaşamanın çocuğuma kattığı artılar yazmakla bitmez. Daha 10 aylık ve hayvan sevgisi ne demek biliyor. Mırıldaması ve etrafta salınmasıyla bize huzurdan ve mutluluktan başka hiçbir şey vermeyen Kaymak… İyi ki varsın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder