Beni tanıyanlar
bilir hayvanları çok severim. Sokakta, evde nerede olursam olayım gördüğüm her hayvanı
hırpalarcasına sever; özellikle sokak hayvanlarına maddi manevi elimden
geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
Evlenmeden önce
oturduğumuz evde kedim vardı fakat ben evlenince Hakanla yaşadığımız evi benimseyemedi
ve anneme geri vermek zorunda kaldık. Ben hayvansız bir eve en fazla 2 ay
dayanabildim ve eski işyerimden bir arkadaşımın kedisinin yavrularından bir tanesini
evlat edindik.
Ben hamile
kaldığımı öğrendikten sonra her kafadan bir ses çıkmaya başladı. “Hamilelikte
kedi zararlı, birine verin, tüyü bebeğe zarar verir, vs” diye bir sürü doktor
türedi başımda. Biz de en doğrusunu yapıp doktorumuza sorduk ve hiçbir zararı
olmayacağını öğrendik. Çünkü kedim Kaymak 1,5 yıldır bizimleydi ve bir kere
bile dışarı çıkmamıştı, bütün aşıları da tamdı. Dişlerini bile fırçalamayı
bilmeyen insanoğlunu hesaba katacak olursak da birçok insandan daha bile
temizdi o. Tabi ki siz hamile kaldığınızı öğrendiğinizde evde hayvan
besliyorsanız doktorunuza bunu danışmalısınız. Herkesin durumu birbirinden
farklıdır.
Zaten evinde
hayvan besleyenler bilir; o evin bir ferdidir. Sen evde yaşayan babanı kocanı
komşuya tanıdığa veremeyeceğine göre; evde yaşayan hayvanına da bu muameleyi
yapamazsın; yapmamalısın.
Tabi ki ben böyle
ahkâm keserken kader ne yaparım da Eylül’e bu laflarını yediririm diye planlar yapmaya
başlamıştı bile. Daha önce hiç başıma gelmeyen bir şey oldu ve ben bir sokak
hayvanından deri mantarı kaptım. Ve bunu hamile kaldıktan sonra fark ettim; anladığımda
ise o pis yaratık bacaklarımı ve kollarımı esir almıştı bile L
Abartmadan
anlatmaya çalışacağım ama çok zor zamanlar geçirdim. Hiçbir kremi
kullanamıyordum. Hamileliğin en önemli dönemi olan 1.trimesterdaydım. Bulaşır
diye hiçbir yere çarşaf sermeden oturamıyordum. İnsanlara dokunmaktan çekinir olmuştum. Tedavi
olamadığım için de geçmek bilmiyordu. Derimin yanı sıra bu dönemde psikolojim
de hasar görmüştü.
En büyük
korkularımdan biri Kaymak’a bulaşmasıydı. Mantarın evimizde kısır bir döngüye
girmesinden çok korkuyordum. Aynı odada bile duramıyordum kedimle. En sonunda
Hakan ile oturup karar verdik; Kaymak ben bu hastalıktan kurtulup Türkiye’ye
gelene kadar Hakan’ın kardeşinde kalacaktı; zaten Hakan da ben Amerika’ya
gidince kardeşinde kalacağı için kedimiz yabancılık çekmeyecekti ben de Amerika’ya
gidene kadar ne zaman istersem gidip görebilecektim; tabi sevmemek kaydıyla.
Bütün o söylenen
sözlere inat Kaymak bana değil; ben Kaymak’a zararlı gelmiştim.
Sonuç olarak
mantarım Prof. Dr. Burhan Aksakal sayesinde hamileliğimin 8.ayında ben Amerika’dayken
yok oldu. Biz de Türkiye’ye döndükten kısa bir süre sonra kedimizi amcasının
evinden geri aldık.
Evde bir hayvanla
yaşamanın çocuğuma kattığı artılar yazmakla bitmez. Daha 10 aylık ve hayvan
sevgisi ne demek biliyor. Mırıldaması ve etrafta salınmasıyla bize huzurdan ve
mutluluktan başka hiçbir şey vermeyen Kaymak… İyi ki varsın!





